الْقِرَاءَةُ فِي ضَوْءٍ خَافِتٍ تُتْعِبُ عَيْنَيَّ.
Loş ışıkta kitap okumak gözlerimi yoruyor.
الْقِرَاءَةُ فِي ضَوْءٍ خَافِتٍ تُتْعِبُ عَيْنَيَّ.
Loş ışıkta kitap okumak gözlerimi yoruyor.
سَاعَدَنِي الْجَوُّ الْمُعْتِمُ لِلْغُرْفَةِ عَلَى الِاسْتِرْخَاءِ.
Odanın loş atmosferi, rahatlamama yardımcı oldu.
تَنَاوَلْنَا عَشَاءً رُومَانْسِيًّا فِي مَطْعَمٍ قَلِيلِ الْإِضَاءَةِ.
Loş bir restoranda romantik bir akşam yemeği yedik.
عَاتِم