müftehir

الرِّيَاضِيُّ الشَّابُّ، مُفْتَخِرًا بِإِنْجَازَاتِهِ، مَثَّلَ بِلَادَهُ بِأَفْضَلِ طَرِيقَةٍ.

Başarılarıyla müftehir olan genç sporcu, ülkesini en iyi şekilde temsil etti.

يَجِبُ أَنْ نَكُونَ مُعْتَزِّينَ بِثَقَافَتِنَا وَنَنْقُلَهَا إِلَى الْأَجْيَالِ الْقَادِمَةِ.

Kültürümüzle müftehir olmalı ve onu gelecek nesillere aktarmalıyız.

كَانَ الْأَبُ، مُتَبَاهِيًا بِابْنِهِ، يُخْبِرُ الْجَمِيعَ عَنْ نَجَاحَاتِهِ.

Oğluyla müftehir olan baba, herkese onun başarılarını anlatıyordu.

İlişkili Kelimeler