اضْطَرَّتِ الشُّرْطَةُ إِلَى خَتْمِ غُرْفَةِ الأَدِلَّةِ قَبْلَ مُغَادَرَةِ مَكَانِ الحَادِثِ.
Polis, delil odasını olay yerinden ayrılmadan önce mühürlemek zorunda kaldı.
اضْطَرَّتِ الشُّرْطَةُ إِلَى خَتْمِ غُرْفَةِ الأَدِلَّةِ قَبْلَ مُغَادَرَةِ مَكَانِ الحَادِثِ.
Polis, delil odasını olay yerinden ayrılmadan önce mühürlemek zorunda kaldı.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ الْمُلُوكُ يُغْلِقُونَ رَسَائِلَهُمْ بِأَخْتَامِهِمُ الْخَاصَّةِ بِالشَّمْعِ الْأَحْمَرِ.
Eski zamanlarda krallar, mektuplarını özel mühürleriyle mühürlerdi.
تَحَرَّكَتِ السُّلُطَاتُ لِوَضْعِ الْخَتْمِ عَلَى الْمُسْتَوْدَعِ الَّذِي يَحْتَوِي عَلَى الْبَضَائِعِ الْمُهَرَّبَةِ.
Yetkililer, kaçak malların bulunduğu depoyu mühürlemek için harekete geçti.
خَتَمَ بِالشَّمْعِ، بَرْشَمَ