müjdelemek

بَشَّرَ الطَّبِيبُ مَرِيضَهُ بِاحْتِمَالِيَّةِ الشِّفَاءِ.

Doktor, hastasına iyileşme ihtimalini müjdeledi.

أَعْلَنَ الرَّئِيسُ عَنِ الْمَشْرُوعِ الْجَدِيدِ لِلشَّعْبِ.

Başkan, yeni projeyi halka müjdeledi.

نَقَلَ لِي صَدِيقِي خَبَرًا سَارًّا بِأَنَّهُ فَازَ فِي الِامْتِحَانِ.

Arkadaşım, sınavı kazandığını bana müjdeledi.

İlişkili Kelimeler