إِلْتِزَام — إِلْتِزَامَات
عَلَى المُوَاطِنِينَ الْتِزَامَاتٌ عَدِيدَةٌ تُجَاهَ الدَّوْلَةِ.
Vatandaşların devlete karşı birçok mükellefiyeti vardır.
عَلَى المُوَاطِنِينَ الْتِزَامَاتٌ عَدِيدَةٌ تُجَاهَ الدَّوْلَةِ.
Vatandaşların devlete karşı birçok mükellefiyeti vardır.
كَانَتْ هَذِهِ المُهِمَّةُ أَكْبَرَ تَكْلِيفٍ لَهُ.
Bu görev onun en büyük mükellefiyetiydi.
الخِدْمَةُ العَسْكَرِيَّةُ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ رَجُلٍ.
Askerlik her erkek için bir mükellefiyettir.