يُوَاصِلُ الْفَنَّانُ خَلْقَ أَعْمَالٍ مُلْهَمَةٍ مِنَ الطَّبِيعَةِ.
Sanatçı, doğadan mülhem eserler yaratmaya devam ediyor.
يُوَاصِلُ الْفَنَّانُ خَلْقَ أَعْمَالٍ مُلْهَمَةٍ مِنَ الطَّبِيعَةِ.
Sanatçı, doğadan mülhem eserler yaratmaya devam ediyor.
تَمَّتْ كِتَابَةُ هَذِهِ الرِّوَايَةِ مُسْتَوْحَاةً مِنْ قِصَّةٍ حَقِيقِيَّةٍ.
Bu roman, gerçek bir hikayeden mülhem olarak yazılmıştır.
كَتَبَ الشَّاعِرُ قَصِيدَةً مُوحًى بِهَا مِنْ حُبِّهِ.
Şair, aşkından mülhem bir şiir yazdı.