اجْتَمَعْنَا بِهَذِهِ الْمُنَاسَبَةِ.
Bu münasebetle bir araya geldik.
اجْتَمَعْنَا بِهَذِهِ الْمُنَاسَبَةِ.
Bu münasebetle bir araya geldik.
أَعْتَقِدُ أَنَّ هُنَاكَ عَلَاقَةً بَيْنَ هَذَيْنِ الْحَدَثَيْنِ.
Bu iki olay arasında bir münasebet olduğunu düşünüyorum.
لَيْسَ لَدَيْهِ أَيُّ صِلَةٍ بِهَذَا الْعَمَلِ.
Onun bu işle hiçbir münasebeti yok.
Ayrıca: سَبَب