أَجْرَى الطُّلَّابُ مُنَاظَرَةً حَوْلَ مَوْضُوعٍ مُهِمٍّ فِي الْمَدْرَسَةِ.
Öğrenciler, okulda önemli bir konuda münazara yaptılar.
أَجْرَى الطُّلَّابُ مُنَاظَرَةً حَوْلَ مَوْضُوعٍ مُهِمٍّ فِي الْمَدْرَسَةِ.
Öğrenciler, okulda önemli bir konuda münazara yaptılar.
شَاهَدْتُ نِقَاشًا سِيَاسِيًّا عَلَى التِّلْفِزْيُونِ.
Televizyonda siyasi bir münazara izledim.
دَافَعَ الْجَمِيعُ عَنْ رَأْيِهِمْ خِلَالَ الْجِدَالِ.
Münazara sırasında herkes kendi fikrini savundu.