رَسَمَ الطِّفْلُ قَمِيصَهُ الْأَبْيَضَ عَنْ طَرِيقِ الْخَطَأِ بِقَلَمٍ مُحَبَّرٍ.
Çocuk, yanlışlıkla beyaz gömleğini mürekkepli bir kalemle çizdi.
رَسَمَ الطِّفْلُ قَمِيصَهُ الْأَبْيَضَ عَنْ طَرِيقِ الْخَطَأِ بِقَلَمٍ مُحَبَّرٍ.
Çocuk, yanlışlıkla beyaz gömleğini mürekkepli bir kalemle çizdi.
رَسَمَ الْفَنَّانُ لَوْحَةً مَصْبُوغَةً بِالْحِبْرِ عَلَى الْقُمَاشِ.
Sanatçı, tuval üzerine mürekkepli bir resim yaptı.
كَانَتْ يَدَاهُ مَغْمُورَتَيْنِ بِالْحِبْرِ بَعْدَ الْكِتَابَةِ.
Yazı yazdıktan sonra elleri mürekkepliydi.