mürettebat

طَاقِم — أَطْقُم

اِتَّخَذَ طَاقَمُ الطَّائِرَةِ جَمِيعَ الِاحْتِيَاطَاتِ اللَّازِمَةِ لِسَلَامَةِ الرُّكَّابِ.

Uçağın mürettebatı, yolcuların güvenliği için gerekli tüm önlemleri aldı.

فَرِيقُ العَمَلِ — فرق العمل

كَانَ فَرِيقُ عَمَلِ السَّفِينَةِ يَسْتَعِدُّ لِرِحْلَةٍ طَوِيلَةٍ وَشَاقَّةٍ.

Gemi mürettebatı, uzun ve zorlu bir yolculuğa hazırlanıyordu.

هَيْئَةُ العَامِلِينَ — هيئات العاملين

تَأَلَّفَتْ هَيْئَةُ الْعَامِلِينَ فِي سَفِينَةِ الْأَبْحَاثِ مِنْ عُلَمَاءَ مِنْ مُخْتَلِفِ الْبُلْدَانِ.

Araştırma gemisinin mürettebatı, farklı ülkelerden bilim insanlarından oluşuyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler