mürettep

كَانَتِ الْكُتُبُ مُرَتَّبَةً بِشَكْلٍ مُرَتَّبٍ عَلَى الرُّفُوفِ.

Kitaplar, raflara mürettep bir şekilde dizilmişti.

كَانَ الْمَكْتَبُ يَتَمَتَّعُ بِمَظْهَرٍ مُنَظَّمٍ وَمُرَتَّبٍ.

Ofis, mürettep ve düzenli bir görünüme sahipti.

İlişkili Kelimeler