müstahak

لَقَدْ عَمِلَ بِجِدٍّ لِلْفَوْزِ بِهَذِهِ الْجَائِزَةِ، لَقَدْ كَانَ مُسْتَحِقًّا لَهَا.

Bu ödülü kazanmak için çok çalıştı, müstahak oldu.

إِنَّهُ مُرَشَّحٌ جَدِيرٌ بِهَذَا المَنْصِبِ.

O, bu göreve müstahak bir adaydır.