وَقَفَ الطِّفْلُ مُتَعَجِّبًا أَمَامَ الْأَلْعَابِ النَّارِيَّةِ.
Çocuk havai fişeklerin önünde şaşkınlıkla durdu.
وَقَفَ الطِّفْلُ مُتَعَجِّبًا أَمَامَ الْأَلْعَابِ النَّارِيَّةِ.
Çocuk havai fişeklerin önünde şaşkınlıkla durdu.
أُصِيبَ الْجَمِيعُ بِالدَّهْشَةِ مِنْ عَرْضِ السَّاحِرِ.
Sihirbazın gösterisi karşısında herkes mütehayyir oldu.
كَانَ يَنْظُرُ حَوْلَهُ فِي حَيْرَةٍ مِنَ الْأَحْدَاثِ.
Olaylar karşısında mütehayyir bir şekilde etrafına bakınıyordu.