كَانَتِ الشُّرْطَةُ تَتَجَوَّلُ مُتَنَكِّرَةً لِلْقَبْضِ عَلَى الْمُجْرِمِينَ.
Polis, suçluları yakalamak için mütenekkiren dolaşıyordu.
كَانَتِ الشُّرْطَةُ تَتَجَوَّلُ مُتَنَكِّرَةً لِلْقَبْضِ عَلَى الْمُجْرِمِينَ.
Polis, suçluları yakalamak için mütenekkiren dolaşıyordu.
تَجَوَّلَ فِي الْمَدِينَةِ مُتَقَنِّعًا وَلَمْ يَتَعَرَّفْ عَلَيْهِ أَحَدٌ.
Mütenekkiren şehri gezdi ve kimse onu tanımadı.