عَلَى الرَّغْمِ مِنْ نَجَاحِهِ، بَقِيَ شَخْصًا مُتَوَاضِعًا جِدًّا.
Başarısına rağmen çok mütevazı bir insan olarak kaldı.
عَلَى الرَّغْمِ مِنْ نَجَاحِهِ، بَقِيَ شَخْصًا مُتَوَاضِعًا جِدًّا.
Başarısına rağmen çok mütevazı bir insan olarak kaldı.
إِنَّهُمْ يَعِيشُونَ فِي مَنْزِلٍ بَسِيطٍ لَكِنَّهُمْ سُعَدَاءُ جِدًّا.
Mütevazı bir evde yaşıyorlar ama çok mutlular.
أُحَاوِلُ أَنْ أَتَبَنَّى أُسْلُوبَ حَيَاةٍ غَيْرَ مُتَكَلَّفٍ.
Mütevazı bir yaşam tarzı benimsemeye çalışıyorum.
مُحْتَشِم، مُتَطَامِن