müzakere

فِي الِاجْتِمَاعِ، جَرَتْ مُنَاقَشَةٌ مُفَصَّلَةٌ حَوْلَ تَفَاصِيلِ الْمَشْرُوعِ وَطُرِحَتْ أَفْكَارٌ مُخْتَلِفَةٌ.

Toplantıda, projenin detayları hakkında detaylı bir müzakere yapıldı ve farklı fikirler ortaya atıldı.

جَرَى بَيْنَ النِّقَابَةِ وَصَاحِبِ الْعَمَلِ عَمَلِيَّةُ مُفَاوَضَةٍ طَوِيلَةٍ بِشَأْنِ زِيَادَةِ الرَّوَاتِبِ.

Sendika ve işveren arasında maaş zammı konusunda uzun bir müzakere süreci yaşandı.

بَحْث — بُحُوث

بَدَأَ الوَفْدَانِ بَحْثَ المَسْأَلَةِ صَبَاحًا.

İki heyet sabah meseleyi müzakere etmeye başladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler