mağrur

عَلَى الرَّغْمِ مِنْ كَوْنِهِ مَوْهُوبًا جِدًّا، إِلَّا أَنَّهُ غَيْرُ مَحْبُوبٍ بِسَبَبِ مَوَاقِفِهِ الْمَغْرُورَةِ.

Çok yetenekli olmasına rağmen, mağrur tavırları yüzünden sevilmiyor.

كَانَ الرَّجُلُ الْمُتَغَطْرِسُ الَّذِي يَتَبَاهَى بِثَرْوَتِهِ يَنْظُرُ إِلَى الْفُقَرَاءِ بِازْدِرَاءٍ.

Zenginliğiyle övünen mağrur adam, fakir insanlara tepeden bakıyordu.

بَدَأَ الطَّالِبُ الَّذِي أَصْبَحَ مُتَكَبِّرًا بِسَبَبِ نَجَاحِهِ فِي الِاسْتِهَانَةِ بِأَصْدِقَائِهِ.

Başarısından dolayı mağrurlaşan öğrenci, arkadaşlarını küçümsemeye başladı.

İlişkili Kelimeler