macunlamak

اضْطُرَّ الرَّسَّامُ إِلَى وَضْعِ الْمَعْجُونِ عَلَى الْحَائِطِ لِإِغْلَاقِ الشُّقُوقِ.

Boyacı, çatlakları kapatmak için duvarı macunlamak zorunda kaldı.

اسْتَعَدَّ الْمِيكَانِيكِيُّ لِطِلَاءِ الْخُدُوشِ الْمَوْجُودَةِ عَلَى السَّيَّارَةِ بِالْمَعْجُونِ.

Tamirci, arabanın üzerindeki çizikleri macunlamak için hazırlık yaptı.

İlişkili Kelimeler