قَمَر — أَقْمَار
كَانَ الْقَمَرُ الْمُتَلَأْلِئُ فِي السَّمَاءِ يُضِيءُ اللَّيْلَ.
Gökyüzünde parlayan mah, geceyi aydınlatıyordu.
كَانَ الْقَمَرُ الْمُتَلَأْلِئُ فِي السَّمَاءِ يُضِيءُ اللَّيْلَ.
Gökyüzünde parlayan mah, geceyi aydınlatıyordu.
عِنْدَمَا يَكُونُ الْبَدْرُ مُكْتَمِلاً، يَتَجَمَّعُ النَّاسُ فِي الْخَارِجِ وَيَسْتَمْتِعُونَ.
Mah dolunay olduğunda, insanlar dışarıda toplanıp eğlenirlerdi.