سَوْفَ يُتِيحُ هَذَا الْمَشْرُوعُ لِلشَّبَابِ الْفُرْصَةَ لِعَرْضِ مَوَاهِبِهِمْ وَقُدُرَاتِهِمْ.
Bu proje, gençlerin yeteneklerini sergilemeleri için onlara mahal verecek.
سَوْفَ يُتِيحُ هَذَا الْمَشْرُوعُ لِلشَّبَابِ الْفُرْصَةَ لِعَرْضِ مَوَاهِبِهِمْ وَقُدُرَاتِهِمْ.
Bu proje, gençlerin yeteneklerini sergilemeleri için onlara mahal verecek.
يَجِبُ عَلَى الْحُكُومَةِ إِجْرَاءُ تَخْطِيطٍ دَقِيقٍ قَبْلَ السَّمَاحِ بِحُدُوثِ إِصْلَاحَاتٍ اقْتِصَادِيَّةٍ.
Hükümet, ekonomik reformların yapılmasına mahal vermeden önce dikkatli bir planlama yapmalı.