mahbes

سِجْن — سُجُون

تَمَّ إِرْسَالُ الرَّجُلِ الَّذِي تَمَّ الْقَبْضُ عَلَيْهِ بِتُهْمَةِ السَّرِقَةِ إِلَى السِّجْنِ لِقَضَاءِ عُقُوبَتِهِ.

Hırsızlık suçundan yakalanan adam, mahbese gönderildi ve cezasını çekecek.

عَادَةً مَا يَتِمُّ احْتِجَازُ الْمُجْرِمِينَ السِّيَاسِيِّينَ فِي مُعْتَقَلَاتٍ ذَاتِ ظُرُوفٍ سَيِّئَةٍ.

Siyasi suçlular, genellikle kötü koşullara sahip olan mahbeslerde tutuluyor.

حَبْس — حُبُوس

الْحَبْسُ هُوَ الْمَكَانُ الَّذِي يَتِمُّ فِيهِ إِبْعَادُ الْمُجْرِمِينَ عَنِ الْمُجْتَمَعِ وَقَضَاءُ عُقُوبَاتِهِمْ.

Mahbes, suçluların toplumdan uzak tutulduğu ve cezalarını çektiği yerdir.

İlişkili Kelimeler