سَيْطَرَ اللَّاعِبُ عَلَى الْكُرَةِ بِمَهَارَةٍ فَائِقَةٍ.
Oyuncu, topu mahirane bir şekilde kontrol etti.
سَيْطَرَ اللَّاعِبُ عَلَى الْكُرَةِ بِمَهَارَةٍ فَائِقَةٍ.
Oyuncu, topu mahirane bir şekilde kontrol etti.
أَعَدَّ الشِّيفُ الطَّبَقَ بِبَرَاعَةٍ مُتَنَاهِيَةٍ.
Şef, yemeği mahirane bir şekilde hazırladı.
صَمَّمَ الْمُهَنْدِسُ الْمِعْمَارِيُّ الْمَبْنَى بِإِتْقَانٍ شَدِيدٍ.
Mimar, binayı mahirane bir şekilde tasarladı.