بِسَبَبِ جِدَالٍ بَسِيطٍ، أَصْبَحَ الْجِيرَانُ مَوْضُوعَ دَعْوَى قَضَائِيَّةٍ.
Küçük bir tartışma yüzünden komşular mahkemelik oldu.
بِسَبَبِ جِدَالٍ بَسِيطٍ، أَصْبَحَ الْجِيرَانُ مَوْضُوعَ دَعْوَى قَضَائِيَّةٍ.
Küçük bir tartışma yüzünden komşular mahkemelik oldu.
وَصَلَ الْخِلَافُ بَيْنَ الشَّرِكَتَيْنِ إِلَى الْمَحَاكِمِ.
İki şirket arasındaki anlaşmazlık mahkemelik oldu.
أَصْبَحَ الشُّرَكَاءُ السَّابِقُونَ فِي نِزَاعٍ قَضَائِيٍّ بِسَبَبِ مَسْأَلَةِ الدُّيُونِ.
Eski ortaklar alacak verecek meselesi yüzünden mahkemelik oldu.