الْحِرْمَانُ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ يُرْهِقُ الْإِنْسَانَ.
Uzun süren mahrumiyetler insanı yıpratır.
الْحِرْمَانُ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ يُرْهِقُ الْإِنْسَانَ.
Uzun süren mahrumiyetler insanı yıpratır.
بَعْدَ الْحَرْبِ، شَهِدَتِ الْبِلَادُ عَوَزًا كَبِيرًا.
Savaşın ardından ülkede büyük bir mahrumiyet yaşandı.