قَبْو — أَقْبِيَة
كَانَ هُنَاكَ قَبْوٌ تَحْتَ الْمَنْزِلِ لِتَخْزِينِ النَّبِيذِ.
Şarabı saklamak için evin altında bir mahzen vardı.
كَانَ هُنَاكَ قَبْوٌ تَحْتَ الْمَنْزِلِ لِتَخْزِينِ النَّبِيذِ.
Şarabı saklamak için evin altında bir mahzen vardı.
عَادَةً مَا تُوجَدُ سَرَادِيبُ تَحْتَ الْمَبَانِي الْقَدِيمَةِ.
Eski binaların altında genellikle mahzenler bulunur.
كَانَ يَتِمُّ تَخْزِينُ الطَّعَامِ وَالشَّرَابِ فِي الْمَخْزَنِ تَحْتَ الْأَرْضِ.
Mahzende yiyecek ve içecekler saklanıyordu.