قَصَّ الْبُسْتَانِيُّ الْوُرُودَ فِي الْحَدِيقَةِ لِجَعْلِهَا تَبْدُو أَجْمَلَ.
Bahçıvan, bahçedeki gülleri makaslayarak daha güzel görünmelerini sağladı.
قَصَّ الْبُسْتَانِيُّ الْوُرُودَ فِي الْحَدِيقَةِ لِجَعْلِهَا تَبْدُو أَجْمَلَ.
Bahçıvan, bahçedeki gülleri makaslayarak daha güzel görünmelerini sağladı.
حَذَفَ الْمُحَرِّرُ بَعْضَ الْأَجْزَاءِ مِنَ النَّصِّ لِيَجْعَلَهُ أَكْثَرَ سَلَاسَةً.
Editör, metni makaslayarak daha akıcı hale getirmeye çalıştı.