makyaj yapmak

أَثْنَاءَ الِاسْتِعْدَادِ لِحَفْلِ الزَّفَافِ، وَضَعَتْ أُخْتِي مَكْيَاجًا جَمِيلاً لِلْغَايَةِ.

Düğün için hazırlanırken kız kardeşim çok güzel bir makyaj yaptı.

قَبْلَ الصُّعُودِ إِلَى الْمَسْرَحِ، تَجَمَّعَ الْمُمَثِّلُونَ فِي الْكَوَالِيسِ لِوَضْعِ الْمَكِيَاجِ.

Sahneye çıkmadan önce oyuncular makyaj yapmak için kuliste toplandılar.

وَضْعُ الْمَكِيَاجِ كُلَّ صَبَاحٍ قَبْلَ الذَّهَابِ إِلَى الْعَمَلِ هُوَ طَقْسٌ بِالنِّسْبَةِ لَهَا.

Her sabah işe gitmeden önce makyaj yapmak onun için bir ritüeldir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler