malikâne

قَصْر — قُصُور

إِنَّهُمْ يَعِيشُونَ حَيَاةً فَاخِرَةً فِي قَصْرٍ عَلَى شَاطِئِ الْبَحْرِ.

Deniz kenarındaki malikânede lüks bir hayat yaşıyorlar.

حَدِيقَةُ الْبَيْتِ الْفَخْمِ مَلِيئَةٌ بِالزُّهُورِ وَالْأَشْجَارِ الْمُتَنَوِّعَةِ.

Malikânenin bahçesi, çeşitli çiçekler ve ağaçlarla dolu.

كَانَ هَذَا الْعَقَارُ الْكَبِيرُ مَمْلُوكًا لِعَائِلَةٍ مَشْهُورَةٍ فِي الْمَاضِي.

Bu malikâne, geçmişte ünlü bir aileye aitti.

İlişkili Kelimeler