أَبْلَه — بُلْه
إِنَّهُ أَبْلَهُ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ لَا يَسْتَطِيعُ حَلَّ مُشْكِلَةٍ بَسِيطَةٍ وَيَضْحَكُ عَلَيْهِ الْجَمِيعُ.
O kadar mankafa ki, basit bir problemi bile çözemiyor ve herkes ona gülüyor.
إِنَّهُ أَبْلَهُ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ لَا يَسْتَطِيعُ حَلَّ مُشْكِلَةٍ بَسِيطَةٍ وَيَضْحَكُ عَلَيْهِ الْجَمِيعُ.
O kadar mankafa ki, basit bir problemi bile çözemiyor ve herkes ona gülüyor.
لِمَاذَا تَتَصَرَّفُ بِغَبَاءٍ شَدِيدٍ؟ يَجِبُ أَنْ تَكُونَ أَكْثَرَ حَذَرًا قَلِيلًا.
Neden bu kadar mankafa davranıyorsun? Biraz daha dikkatli olmalısın.
مِنَ الصَّعْبِ جِدًّا أَنْ تَشْرَحَ لَهُ شَيْئًا، لِأَنَّهُ أَحْمَقُ تَمَامًا وَلَا يَفْهَمُ.
Ona bir şey anlatmak çok zor, çünkü tam bir mankafa ve anlamıyor.