بَعْدَ الْغَدَاءِ وَضَعَتْ أُمِّي الْأَطْبَاقَ عَلَى الطَّاوِلَةِ فِي الْمَطْبَخِ.
Öğle yemeğinden sonra annem tabakları mutfaktaki masanın üzerine koydu.
بَعْدَ الْغَدَاءِ وَضَعَتْ أُمِّي الْأَطْبَاقَ عَلَى الطَّاوِلَةِ فِي الْمَطْبَخِ.
Öğle yemeğinden sonra annem tabakları mutfaktaki masanın üzerine koydu.
كَانَ الطُّلَّابُ يَدْرُسُونَ عَلَى الْمَنَاضِدِ فِي الْمَكْتَبَةِ.
Öğrenciler, kütüphanedeki masalarda ders çalışıyorlardı.
قَامَ الْمُدِيرُ بِتَرْتِيبِ الْأَوْرَاقِ الْهَامَّةِ عَلَى مَكْتَبِهِ.
Müdür, önemli evrakları masasının üzerinde düzenledi.
Ayrıca: مَائِدَة
تَخْتَة