أُسْطُورَة — أَسَاطِير
انْتَقَلَتْ هَذِهِ الْأُسْطُورَةُ مِنْ جِيلٍ إِلَى جِيلٍ حَتَّى وَصَلَتْ إِلَى يَوْمِنَا هَذَا.
Bu masal, nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşmıştır.
انْتَقَلَتْ هَذِهِ الْأُسْطُورَةُ مِنْ جِيلٍ إِلَى جِيلٍ حَتَّى وَصَلَتْ إِلَى يَوْمِنَا هَذَا.
Bu masal, nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşmıştır.
تَبْدُو لِي هَذِهِ الْقِصَّةُ الَّتِي رَوَيْتَهَا وَكَأَنَّهَا خُرَافَةٌ لَا تُصَدَّقُ.
Bana anlattığın bu olay, sanki bir masal gibi inanılmaz geliyor.
أَرَادَ الْأَطْفَالُ الِاسْتِمَاعَ إِلَى حِكَايَةٍ خُرَافِيَّةٍ مِنْ أُمَّهَاتِهِمْ قَبْلَ النَّوْمِ.
Çocuklar, yatmadan önce annelerinden bir masal dinlemek istediler.
قِصَّة، حِكَايَة