matah

كُلُّ شَيْءٍ يُبَاعُ فِي هَذَا السُّوقِ مِثْلَ الْبَضَائِعِ الرَّخِيصَةِ، ذَاتِ جَوْدَةٍ رَدِيئَةٍ وَلَا قِيمَةَ لَهَا.

Bu pazarda satılan her şey matah gibi, kalitesiz ve değersiz.

إِنَّهُ يَرَى النَّاسَ كَسِلَعٍ تَافِهَةٍ وَلَا يُقَدِّرُهُمْ عَلَى الْإِطْلَاقِ.

O, insanları matah gibi görüyor ve onlara hiç değer vermiyor.