matem

عَاشَتِ الْعَائِلَةُ فِي حِدَادٍ طَوِيلٍ عَلَى فُقْدَانِ أَحِبَّائِهِمْ.

Ailesi, kaybettikleri yakınları için uzun süre matem tuttu.

غَمَرَ الْحُزْنُ الْعَمِيقُ الْمَدِينَةَ بَعْدَ كَارِثَةٍ كَبِيرَةٍ.

Şehir, büyük bir felaketin ardından mateme büründü.

مَأْتَم — مَآتِم

سَادَ جَوٌّ مِنَ الْمَأْتَمِ فِي الْمَنْزِلِ بَعْدَ وَفَاتِهِ.

Ölümünün ardından evde matem havası hakimdi.