تَمَّ طَرْدُهُ مِنَ الشَّرِكَةِ بِسَبَبِ الْأَخْطَاءِ الَّتِي ارْتَكَبَهَا.
Yaptığı hatalar yüzünden şirketten matrut edildi.
تَمَّ طَرْدُهُ مِنَ الشَّرِكَةِ بِسَبَبِ الْأَخْطَاءِ الَّتِي ارْتَكَبَهَا.
Yaptığı hatalar yüzünden şirketten matrut edildi.
اضْطُرَّ الطَّالِبُ الْمَفْصُولُ مِنَ الْمَدْرَسَةِ إِلَى التَّسْجِيلِ فِي مَدْرَسَةٍ أُخْرَى.
Okuldan matrut edilen öğrenci, başka bir okula kaydolmak zorunda kaldı.
عَادَةً مَا يُعَانِي الْأَشْخَاصُ الْمَنْبُوذُونَ مِنَ الْمُجْتَمَعِ مِنَ الْوَحْدَةِ.
Toplum tarafından matrut edilen insanlar, genellikle yalnızlık çekerler.