تَبْذُلُ الْحُكُومَةُ جُهُودًا مُكَثَّفَةً لِإِضْفَاءِ الشَّرْعِيَّةِ عَلَى الْقَانُونِ الْجَدِيدِ فِي نَظَرِ الْجُمْهُورِ.
Hükümet, yeni yasayı halkın gözünde meşrulaştırmak için yoğun çaba harcıyor.
تَبْذُلُ الْحُكُومَةُ جُهُودًا مُكَثَّفَةً لِإِضْفَاءِ الشَّرْعِيَّةِ عَلَى الْقَانُونِ الْجَدِيدِ فِي نَظَرِ الْجُمْهُورِ.
Hükümet, yeni yasayı halkın gözünde meşrulaştırmak için yoğun çaba harcıyor.
لَا يُمْكِنُ لِأَحَدٍ أَنْ يُبَرِّرَ وَحْشِيَّةَ الْحَرْبِ، لِأَنَّ نَتَائِجَهَا مُدَمِّرَةٌ لِلْغَايَةِ.
Hiç kimse savaşın acımasızlığını meşrulaştıramaz, çünkü sonuçları çok yıkıcıdır.
إِنَّ تَسْوِيغَ مِثْلِ هَذِهِ السُّلُوكِيَّاتِ قَدْ يُؤَدِّي إِلَى انْهِيَارٍ أَخْلَاقِيٍّ.
Bu tür davranışları meşrulaştırmak, ahlaki bir çöküşe yol açabilir.