meşruten

يُمْكِنُنِي دَعْمُ هَذَا الْمَشْرُوعِ بِشَرْطٍ، إِذَا لَمْ يَتِمَّ تَجَاوُزُ الْمِيزَانِيَّةِ.

Bu projeye meşruten destek verebilirim, eğer bütçe aşılmazsa.

قَبِلُوا الْعَرْضَ مَشْرُوطًا بِمُوَافَقَةِ الْمُدِيرِ.

Teklifi müdürün onayı şartıyla kabul ettiler.