mebzul

نَمَتِ الْفَاكِهَةُ هَذَا الْعَامَ بِكَمِّيَّاتٍ وَفِيرَةٍ فِي الْحَدِيقَةِ.

Bu sene bahçede meyve mebzul miktarda yetişti.

سَاعَدَ هُطُولُ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ فِي مَلْءِ السُّدُودِ.

Yağmurun mebzul yağması, barajların dolmasına yardımcı oldu.

تُوجَدُ آثَارٌ تَارِيخِيَّةٌ بِكَمِّيَّاتٍ كَبِيرَةٍ فِي هَذِهِ الْمِنْطَقَةِ.

Bu bölgede tarihi eserler mebzul miktarda bulunuyor.

Eşdizimler