mecal

لَمْ يَعُدْ لَدَيَّ قُدْرَةٌ عَلَى النُّهُوضِ مِنْ مَكَانِي بِسَبَبِ التَّعَبِ.

Yorgunluktan yerimden kalkmaya mecalim kalmadı.

بَعْدَ كُلِّ هَذَا الْعَمَلِ، لَا أَجِدُ فِي نَفْسِي أَيَّ طَاقَةٍ.

Bu kadar işten sonra kendimde hiçbir mecal bulamıyorum.

لَقَدْ أَضْعَفَهُ المَرَضُ كَثِيرًا، وَلَمْ تَعُدْ لَدَيْهِ قُوَّتُهُ السَّابِقَةُ.

Hastalık onu çok yıprattı, artık eski mecali yok.

Eşdizimler