mecbur kalmak (veya olmak)

اُضْطُرِرْتُ إِلَى الْبَقَاءِ فِي الْبَيْتِ بِسَبَبِ الْمَطَرِ.

Yağmur yüzünden evde kalmak zorunda kaldım.

أُجْبِرَ الْمُوَظَّفُ عَلَى الْعَمَلِ يَوْمَ الْعُطْلَةِ.

Çalışan tatil günü çalışmak zorunda bırakıldı.

İlişkili Kelimeler