أَصْبَحَ مَجْنُونًا بِحُبِّهِ لِلَيْلَى، وَكَانَ يُفَكِّرُ فِيهَا بِاسْتِمْرَارٍ.
Leyla'ya olan aşkından mecnun olmuştu, sürekli onu düşünüyordu.
أَصْبَحَ مَجْنُونًا بِحُبِّهِ لِلَيْلَى، وَكَانَ يُفَكِّرُ فِيهَا بِاسْتِمْرَارٍ.
Leyla'ya olan aşkından mecnun olmuştu, sürekli onu düşünüyordu.
كَانَ مَهْوُوسًا بِفَنِّهِ وَكَانَ يَقْضِي كُلَّ وَقْتِهِ فِي الرَّسْمِ.
O, sanatına tutkuyla bağlıydı ve bütün zamanını resim yapmakla geçiriyordu.