كَانَ الِاسْتِمْتَاعُ بِالبَحْرِ فِي لَيْلَةٍ مُقْمِرَةٍ مُمْتِعًا لِلْغَايَةِ.
Mehtaplı bir gecede denize girmek çok keyifliydi.
كَانَ الِاسْتِمْتَاعُ بِالبَحْرِ فِي لَيْلَةٍ مُقْمِرَةٍ مُمْتِعًا لِلْغَايَةِ.
Mehtaplı bir gecede denize girmek çok keyifliydi.
بَدَتِ النُّجُومُ أَكْثَرَ إِشْرَاقًا فِي الطَّقْسِ المُضَاءِ بِضَوْءِ القَمَرِ.
Mehtaplı havada yıldızlar daha parlak görünüyordu.