كَانَتْ هُنَاكَ نَظْرَةُ خُبْثٍ فِي عَيْنَيْهِ.
Gözlerinde bir melanet parıltısı vardı.
كَانَتْ هُنَاكَ نَظْرَةُ خُبْثٍ فِي عَيْنَيْهِ.
Gözlerinde bir melanet parıltısı vardı.
هَذِهِ الْأَفْعَالُ هِيَ مِثَالٌ لِلشَّرِّ الْمُطْلَقِ.
Bu yapılanlar tam bir melanet örneği.
الْفَسَادُ مُنْتَشِرٌ فِي كُلِّ مَكَانٍ.
Melanet her yere yayılmış durumda.