مَلَكَةُ تَعَلُّمِ اللُّغَاتِ الْأَجْنَبِيَّةِ تَأْتِي بِالْفِطْرَةِ.
Yabancı dil öğrenme melekesi doğuştan gelir.
مَلَكَةُ تَعَلُّمِ اللُّغَاتِ الْأَجْنَبِيَّةِ تَأْتِي بِالْفِطْرَةِ.
Yabancı dil öğrenme melekesi doğuştan gelir.
لَيْسَ لَدَيَّ الْمَهَارَةُ اللَّازِمَةُ لِلْقِيَامِ بِهَذَا الْعَمَلِ.
Bu işi yapabilmek için gerekli melekeye sahip değilim.
ظَهَرَتْ مَوْهِبَةُ الْفَنِّ فِي سِنٍّ مُبَكِّرَةٍ.
Sanat melekesi küçük yaşta kendini gösterdi.