ضَمَّدَتْ أُمِّي الْجُرْحَ فِي رُكْبَتِي.
Annem dizimdeki yarayı merhemledi.
ضَمَّدَتْ أُمِّي الْجُرْحَ فِي رُكْبَتِي.
Annem dizimdeki yarayı merhemledi.
قَالَ لِي الطَّبِيبُ أَنْ أَضَعَ الْمَرْهَمَ عَلَى الْجُرْحِ.
Doktor, yarayı merhemlememi söyledi.
طَيَّبْتُ بَشَرَتي بِكْريمٍ مُرَطِّبٍ.
Cildimi nemlendirici bir kremle merhemledim.