meserret

فَرَح — أَفْرَاح

إِنَّ تَحْقِيقَ نَجَاحٍ كَبِيرٍ يَمْنَحُ الْإِنْسَانَ فَرْحَةً لَا تُوصَفُ.

Büyük bir başarı elde etmek, insana tarifsiz bir meserret verir.

كَانَتْ بَهْجَةُ الْأَطْفَالِ تَنْشُرُ السُّرُورَ فِي كُلِّ مَكَانٍ.

Çocukların neşesi, etrafa meserret saçıyordu.

جَمَالُ الطَّبِيعَةِ يَمْنَحُ قَلْبِي بَهْجَةً.

Doğanın güzelliği, kalbime meserret veriyor.

Ayrıca: اِبْتِهَاج

İlişkili Kelimeler