كَانَ يَمْشِي بِتَرَنُّحٍ.
Mestane adımlarla yürüyordu.
كَانَتْ عَيْنَاهُ تَنْظُرَانِ كَمَا السَّكْرَانُ.
Gözleri mestane bakıyordu.