حَاوَلَ الشَّاعِرُ كَسْبَ اسْتِحْسَانِ السُّلْطَانِ بِكِتَابَةِ قَصِيدَةِ مَدْحٍ طَوِيلَةٍ لَهُ.
Şair, padişah için uzun bir methiye yazarak onun beğenisini kazanmaya çalıştı.
حَاوَلَ الشَّاعِرُ كَسْبَ اسْتِحْسَانِ السُّلْطَانِ بِكِتَابَةِ قَصِيدَةِ مَدْحٍ طَوِيلَةٍ لَهُ.
Şair, padişah için uzun bir methiye yazarak onun beğenisini kazanmaya çalıştı.
ذَكَرَ النُّقَّادُ أَنَّ الْفِيلْمَ فَشِلَ فِي شُبَّاكِ التَّذَاكِرِ عَلَى الرَّغْمِ مِنْ تَلَقِّيهِ مُرَاجَعَاتٍ مَلِيئَةً بِالْإِطْرَاءِ الْمُبَالَغِ فِيهِ.
Eleştirmenler, filmin methiye dolu eleştiriler almasına rağmen gişede başarısız olduğunu belirtti.
أَلْقَى الْمُتَحَدِّثُ مَدِيحًا لِلشَّرِكَةِ أَثْنَاءَ حَدِيثِهِ عَنْ نَجَاحَاتِهَا.
Konuşmacı, şirketin başarılarını anlatırken adeta bir methiye düzdü.