مِتْر — أَمْتَار
يَبْلُغُ عَرْضُ هَذِهِ الغُرْفَةِ حَوَالَيْ خَمْسَةِ أَمْتَارٍ.
Bu odanın genişliği yaklaşık beş metre civarındadır.
يَبْلُغُ عَرْضُ هَذِهِ الغُرْفَةِ حَوَالَيْ خَمْسَةِ أَمْتَارٍ.
Bu odanın genişliği yaklaşık beş metre civarındadır.
اشْتَرَتْ أُمِّي شَرِيطَ قِيَاسٍ جَدِيدًا مِنَ السُّوقِ لِتَخِيطَ بِهِ ثَوْبًا لِأُخْتِي.
Annem kız kardeşime bir elbise dikmek için pazardan yeni bir metre aldı.
شَرِيط قِيَاس