meydana getirmek

شَكَّلَ الْفَنَّانُ تَمَاثِيلَ مُثِيرَةً لِلِاهْتِمَامِ بِاسْتِخْدَامِ مَوَادَّ مُخْتَلِفَةٍ.

Sanatçı, farklı malzemeler kullanarak ilginç heykeller meydana getirdi.

أَوْجَدَ فُرْصَةَ عَمَلٍ لِلْعَدِيدِ مِنَ الْأَشْخَاصِ مِنْ خِلَالِ تَأْسِيسِ شَرِكَةٍ جَدِيدَةٍ.

Yeni bir şirket kurarak birçok kişiye iş imkanı meydana getirdi.

أَنْشَأَتِ الدَّوْلَةُ بَرْنَامَجًا تَعْلِيمِيًّا جَدِيدًا.

Devlet, yeni bir eğitim programı meydana getirdi.

İlişkili Kelimeler