mihriban

الشَّخْصُ الْعَطُوفُ يُحَاوِلُ دَائِمًا مُسَاعَدَةَ الْآخَرِينَ.

Mihriban bir insan, her zaman başkalarına yardım etmeye çalışır.

لَطَالَمَا كَانَتْ أُمِّي حَنُونَةً وَمُحِبَّةً.

Annem her zaman mihriban ve sevgi dolu olmuştur.

جَارُنَا الْجَدِيدُ شَخْصٌ وَدُودٌ لِلْغَايَةِ وَذُو قَلْبٍ دَافِئٍ.

Yeni komşumuz çok mihriban ve sıcakkanlı biri.